Hakkımda

Fotoğrafım
"when I was a young girl, I used to seek pleasure"

5 Ekim 2010 Salı

first biggest lie!



kandirildim

hem de baya fena halde

ööle ufak bisi de diil; yillar boyu uzuun uzuunn, böyle inceden islene islene bildigin kandirildim, ayakta uyutuldum, genç kiz hayallerimle oynandi, yetmedi her biri bir bir kirildi atildi.
her gün olmasa da çokça gün dinç bir sekilde kalkip, makyajimi yapip, sikirsikir giyinip, is için yola çikip, ise varip, belki o aralarda ya da geldikten sonra hafif bir kahvalti, yapip fönlü olmasa da zaten kendinden fönlüymüs gibi duran saçlarimla acaip isler çikarip, günün sonunda türlü happy hour'larda türlü kokteyllerimi yudumlayip, yazlari tatli teraslarda, kislari genis kis bahçelerinde ööle es dost takilip, ay bugün de burda su jazz konseri var, surda da söyle bir sergi sali aksami tekliflerine de gözü kapali atlayip, tek derdimin ertesi güne gözlerimin belki azicik sis olmasi olup, eskaza o aksami evde geçireceksem kitabimi okuyup güzel bir filmimin tamamini izleyip bitirip, cilt bakimimi felan da yapip öyle yataga girmeyecek miydim? günasiri gittigim spor salonu da su kompozisyon içinde unutmusum ama onu da sayalim:)

olmadi.


tamam belki biraz sex and the city hayalleri bunlar ama neden olmayaydi yahu?

ayni is yerimde part time çalisip-kasmayalim stajyer olup :)- haftada 2-3 gün geldigim zamanlarda tam bu model olmasa da aksamlari is çikislarina mutlaka programlar koyan, ay burda bu varmis, dün aksam da surdaydim falan diyerekten istyanbulun nabzini tutup içine dahil olup haberlerini de departmanimla paylasan bi insandim. cuma günü kosarak eve giden bünyelere sasirarak bakar, tüm haftasonu boyunca yurda bir kez bile ugramazdim, evet anlatimimla birlikte olay gittikçe bir sehir hikayesine baglanmakta farkindayim:)
ama bana ne oldu?

simdi planlar hala yapiliyor, wishlist'ler yaziliyor, istanbul life dergileri timeout'un sitesiyle hasir nesir yasaniyor, gidilmek istenen yerler birikirken çikista kosarak eve gitmek isteyen bünye daha agir basiyor. yine gidiliyor ediliyor etkinliklere katiliniyor bir sekilde ama o kafadaki modellemenin yakinindan bile geçemez.

mutlu muyum evet ama iste sorguluyor da insan biyandan ulen 20'li yaslarin ortasindasin, enerjinin ve sosyal hayatin doruklarinda neden degilsin diye? kiz arkadaslarla teraslarda yudumlanacak mojitolar neden evde yapiliyor, koltuklarda pelte haline geliniyor diye:) tadlari ayri tabi aslinda ki bu da baya eglenceli ama yine de dedigim gibi sorguluyor insan... ya da üstüste 4 haftasonu bu aksam dans edelim sabaha kadar deyip ilk 1,2,3,4. haftalar da yaa böyle sakin bi yer bulup otursak, güzel bi yemek yesek, ay yorulduk aslinda saat da kaç olmus eve mi dönsek diye bahaneler üretip 5. haftada ancakk gitmek istenen dans etme aktivitesine neden? gidene kadar aslinda bütün bahaneler ve uyusukluk gidince yine eski günlere dönülüyor performansatn hiçbisi kaybetmemisçesine sabahlar olmasin deniyor.. ama gidene kadar üretilen bahaneler yillardir business woman hayatinin çok acaip renkli olacagi hayaliyle kandirilan bünyeme agir geliyor..


bunca sikayetten sonra düsünüyroum aslinda biyandan seviyorum da evimde vakit geçirmeyi ama yaslaniyo muyum len diye panik oluyorum bu sefer de.. allahim paradokslarin ortasinda yine panik hallerdeyim.
biliyorum yalniz da degilim, ay disari çikmayalim evde pizza söyleriz film izleriz, oyun oynariz kendi içkimizi yapariz dedigimiz her bir arkadas, sadece dedigimiz de degil bunu gerçeklestirdigimiz ve evden hiç çikmamak adina alinacak seyleri bile marketten siparis ettigimiz ya da bütün bunlari henüz gerçeklestirmemis olsak bile disarda görüsmeyi bugün yorgun muyum, biraz da hasta, ay sanriim mesaiye kalicam, ya da nezamandir erteledigim bisi vardi diyerek erteledikçe erteledigimiz bütün arkadaslar, ya da iste corporate slave olarak her gün sabah kalk ise git aksam yorgun argin çik hiçbisi yapacak halin olmasin böyle mi geçecek hayat, haftasonunu bekle ay sonunu bekle bayram-seyran-ot böcek tatilini bekle, yeri gelip hasta olmayi bekle ki rapor alabil belki diye düsünen ve bu düsünceleri bir sekilde bi yerlerde karsilikli dile getirdigimiz bütün insanlar:)

we are not alone! :) degil mi?


7 yorum:

gizem dedi ki...

aha! tam da ben! ben de öyle sandım, gezip tozup hiç yorulmayacağız, hiç hastalıklarımız olmayacak, iş çok eğlenceli olacak, ben her gün pür makyaj güzel kıyafetler içinde arabama binip işe gideceğim sandım ama öyle değilmiş meğer...
hayat kandırır hepimizi, yalnız değilsin :)

fıtfıt:) dedi ki...

çok üzülüyorum ! :)

Adsız dedi ki...

Aramiza hosgeldin:)

Mehtap, one of these slaves
with two jobs + a kid:P
but high heels
and fully made-up:)

fıtfıt:) dedi ki...

işte o high heels kısmında baya sorunluyum:) makeup da zaman zaman:)
kid ve two jobs baya iyiymiş ama:)
kutluyorum:)
daha çok gerilerdeyin ben dimi? :)

MNG dedi ki...

Aramizda 10 yil var sayilir, sen kim bilir bu zamana neler sigdirirsin:)
Ama sanki tek is ve iki cocuk olmasi daha kolay gibi..
Öylesini dene sen:P

Sevgiyle öpüyorum canim.
Mehtap

fantine dedi ki...

Şimdi, bir kere ben high heels meselisini şu yaşıma kadar sakat dizlerime rağmen sürdürmüş, eve bir sürü high heel dizmiş ama rahat olsun diye hep babetlerini ayağına geçirmiş insan... High heels tamamen yasak olunca depresyona girdim :) Ne yapacağım benim o güpgüzel ayakkabılarımı...? Yerden bitme bacaklarım hepten yerden bitmeleşecekler... Üstelik, evet, insan okurken çok pis kandırılıyor. Ben yine sizin yaşınızda, yani bundan 5 yıl evvel daha iyi durumdaydım. Evlenince çok zor gelmeye başladı :) Yani 5 yıl sonra da aynı şeyleri düşünüyorsun, haberin olsa... Sadece bir tür kabul etmişlik oluşuyor, kendi kendine... Vazgeçiyor, durumu içine sindiriyorsun. En azından ideallerimi atlamayayım moduna giriyorsun... Merak etme, 3-5 yıla rahatlarsın. Ama biz zaten o kendinden fönlü gibi duran saçlarıyla cilt bakımından yatağa geçecek tiplerden olamayız. Ruha aykırı :) Mojito'nu da belki kendi terasında içersin bacım :) Boğaza karşı.

fıtfıt:) dedi ki...

buarada bahsi geçen nikah da senin nikahın second biggest lie'daki:) ne diyim bebişim allah başka dert vermesin dimi:P o kabullenmişlik baya baya oluştu bence bende de:)