Hakkımda

Fotoğrafım
"when I was a young girl, I used to seek pleasure"

11 Şubat 2009 Çarşamba

rüyalar zaman zaman hayattan soğutabilir, evet evet bunu yapabilir.



Kendi kendime pek güzel işkence ederim, bilirim pek çok kişi yapar ama ben baya iiyim bu konuda onu da bilir, yiğidi öldürür hakkını veririm. Sözkonusu yiğit de burda ben olduğum için ne die bukadar lafı dolandırdığımı bilemem. Konuşmayı sevmek de zor, her düşünce bi ağırlaşıveriyo kelimelere dökücem diye kasınca.

Efendim azımsanamaz bir çoğunluk tarafından sabahın körü sayılacak bir vakitte işe gitmekteyim, öyle bir vakit ki kargaların genelde yaptıkları bir aktivitenin bu saatlerde gerçekleşmediğine dair de rivayetler vardır literatürde(artık neyin literatürüyse o). Uzun zamandır da yok final dönemidir yok tatildir yok hastalıkdır falandır filandır derken de ben unutmuşum böylesine bir vakitte kalkmayı. Tamam hatırlatıyorum her sabah bünyeme şimdi, kendimi kazıyorum yataktan lakin akşamları da 9buçukta falan giriveriyorum o yatağa. E tabi insan böylesi erken bir vakitte yatınca sabaha kadar yediği yemeklerin de etkisiyle bayaa bir rüya görüyor, e bazıları da can sıkıcı oluyor. İşte bu gece 3 sularında böyle bir rüyadan resmen hayattan nefret ederek uyandım. Küçükken bir kitap okumuştum ozamandan beri üstünde düşünmemişim şimdiye kısmetmiş. Diyordu ki kitap rüya bastırılmış duyguların su yüzüne çıkmasıymış. Şimdi yazımı da bozmak istemiyorum lakin allah kahretsin öyle duyguyu:) hayır ben biliyorum öyle bir duygum yok benim bastırılmış falan rüyalarımda su yüzüne çıksın ama artık bastırılmış da mı çıkmış yoksa canım sıkılsın diye birtakım güçler tarafından rüyalarıma mı gönderilmiş(fantastik bir dünyadan bahsediyorum, evet), yoksa yatmadan kendikendime ettiğim duygusal işkencenin beyin kıvrımlarımda yarattığı deformasyon sonucu mu olmuş bilinmez ama ben bunu yaşadım. Ve hani gece 3 te uyandın o rüyadan kendini bil de tekrar uyu başka rüya gör, ya da sabah kalkınca hatırlama, ya da hadi hatırladın sonradan unut falan.. ama hayır ben akıllı ne yaptım, gecenin kör vaktinde kendi kendime “sen şimdi sabah bunu hatırlamazsın, şarap anahtar kelime olsun hatırla sabah uyanınca” diye de tembih ettim. Ve ne oldu? hatırladım, ve sonra ne oldu? gün boyu kendi kendime hatırlattım durdum işte böyle de oldu böyle de oldu diyerekten zihnimde 843924823984 kez daha yaşadım o anlamsız rüyayı. Anahtar kelime de şarap ki hiç sevmem. Şu an durduruyorum yine zihnimde başlayan sahneyi ve sevdiğim bir şarabı hatırlıyorum. Efendim beşiktaşta “Misket” adında bir mekan vardır, kendi şarabını kendi yapmaktadır ve o şarap resmen bir aşk şarabıdır, yüksekçe bir yerden akıtılıp altında yıkanmak gibi pornografik gözüken ama aslında pek masumane şeyler getirmektedir akla. Testi testi ortaya gelmekte o testi elden ele dolaşaraktan mutluluk dağıtmaktadır, diyeceğim o ki öylesine nurlu bir mekan ve şaraptır.

Kendi kendime işkence etmeyi çok iyi becerdiğim kadar konudan konuya atlamayı da beceririm. O değil de bir künefe peşinde yolculuk günlüğü yarıda kaldı, ama sanma ki yalan oldu. Onun da zamanı gelecektir. Ozaman neymiş “aşk şarabı içmesi hoştur şaşkın, şarap peşinden koşmak boştur şaşkın”. Zihnimin oyunlarından da şu an tiksindim ama yapacak bir şey yok.

2 yorum:

iyu dedi ki...

biz gittik o miskete gaaaayet de eğlendik! şarap banyosu fikri iyi, think gastronomik :)) rüya tabircisi dersen hürriyette bir niobe var, ona bir bakalım istersen. freud da nesi. bastırma mevzuuna gelince, sana hani ya da benim elli gram pastırmam diye soruyorum. artık gerisini sen düşün. mucuk.

farawaysoclose dedi ki...

rüya görmekten ben de çok şikayetciyim. gün boyu hayatın çilesi yetmiyormuş gibi sabaha kadar yine uğraş dur :(