Hakkımda

Fotoğrafım
"when I was a young girl, I used to seek pleasure"

2 Ağustos 2010 Pazartesi

is-te-mi-yo-rum


Haftasonu notlarım çok parlak değil: bir memleket ziyareti, 4 saat gidiş, 5 saat dönüş, deniz, kum, ev, baba yemekleri, şezlong, arı, aynı yaz içerisinde defalarca yanan tenimin artık 8.kat olarak ama ilk gün heyecanıyla kızarması, 1 çınaraltı çayı, 1çift ayakkabı, bir sokak dürüm-ki ne özlemişim- türlü teyze tiplemeleri, ve babamın beni mütemadiyen uyandırmaya çalışması ile dolu bir haftasonu.

Pazar günü plaj ne kalabalık, yanımızda bir kaç “ahbap” bu lafı da kendimi bildim bilelim ilk kez kullanıyo olabilirim. Dude mu len yoksa ingilizcesi bu ağır havayı karşılamıyo mu hiç?. 3 yaşını başını almış çift –bu sözü de uzuuyn zamandır kullanmıyordum bak görüyo musun:)- başlarda ne tatlı bak bööle çift çift gelmişler hep beraber sözleşmişler aman da ne ii etmişler falan diye bütün insan sevgim içimde. Ama sonra o sevgi, enseme vuran güneş ve içlerinden sarışın ve sigara içmekten sesi çatal çatal olan hanfendinin o çatal sesi benim beynimin içindeki bir metal aksamda çiziktire çiziktire benle dalga geçmeye başlayana kadar. Bu uyanış noktam oldu, sonra bir farkettim, anam ne kasıntıyız yahu. Sevgi barış dostluk ve kömür kenti ereğli’deyiz epi-topu bu kasım kasım kasılma durumu ne- allahım süper ikilemeler kullanıyorum epi topu dedim!-

Bahsettiğim boyalı sarışın teyzem çok bilindik bir tip. Sarışın ve çatal ses dedim hemen de canlanmadı mı kafanda, doğruyu söyle? Bu iki özellik birleşince yanında bilmişlik de otomatikman geliyor. Çocuğunu zaptedemeyen bir anneye kınaya gözlerle bakıyor, ahhh şekerim ne yapacaksın, biz arda’yı büyütrken.. diye başlayan cümlelerde hep birinci çoğul şahıs üzerinden konuşup, yapıldığı anlatılan her aktiviteyi bir sevgi sarmalı halinde hep beraber yaptıklarının altını çiziyor, ordan atlıyor işte geçen hafta da çeşmedeydik şekerim çok ayağa düşmüşten dem vurup, yeni hobisi çanta örmeyi sanki o keşfetmiş ve caaanım milletimin onun bu aziz keşfi olmadan bir çanta örmeyi dahi aklına getirememiş olduğunu düşünüyor olacak ki, işte bu bölümünde de bir ters bi yüz yapıyorum ama bu iple çok "organik" bir hava veriyor gibi laflarla grupie’lerine örmekte olduğu çantayı sunup, aynı zamanda örgünün terapi etkilerini anlatmaktan da geri kalmıyor, yanında herkese yetecek kadar getirdiği evde hazırladığı sandwhicte kullandığı domatesi aldığı köy pazarını ve teyzeyi çok "pastoral" diye betimliyor, resmen içimde bir yerleri hatır hatır uyuz ediyordu.

Yazarken yoruluyorum dinlerken daha da fenayım. Zaten sıcak, şezlonga yaıldıkça yayılıyor yeri geliyor kenarlardan taşıyor ama bedenimi kaldırıp bir mp3 player kulaklığı takamıyorum. Hayır bi de mimiklerimi engelleyemez hale geliyorum ki farkederlerse üzerime sıçramaları ihtimalini şu an düşünüyorum. Fenaymış.

Neyse boyama sarışın çatal teyzemin gölgesinde kalan ahbaplarından çok bahsedemeyeceğim zira şu an anlıyorum ki ben bildiğin kadının büyüsüne kapılmış olacağım ki başka pek net bir ayrıntı hatırlamıyorum, kocasının da ne kadar aktivist olduğundan dem vurup, yerel yönetimin internet sitesine neler yazdığını ve beldiye başkanının eşiyle nasıl ağız dalaşına girdiğini aktivist oluşunu destekleyen örnekler olarak anlatmasından başka:) Bir de işte 3 çiftlerdi:)

O değil de deniz çok acaip bişi, böyle dalgalar, ilk girerken üşüme, aptal bi mutlu olma içindeyken, anlamsızca açılma sonra geri yüzme, işte denizin dibinde taklalar bişiler,

Farkettim ki sonu bağlayamıyorum,

Bağlamam gerekiyo mu onu da bilmiyorum

bi süre etrafta boyama çatal teyze sarışın istemiyorum.

nokta.

4 yorum:

tuğba dedi ki...

valla sen anlatırken gözümde canlandı bildiğin,meğer ben de epey bi gıcıkmışım böle sarışın çatal teyzelere onu farkettim anılarım canlandı ,sinirlerim kabardı,iyi bişey mi bilemedim:))

fıtfıt:) dedi ki...

haha,
yazdıktan sonra korkmuştum lenn yoksa bu prototip sadece benim zihnimde mi var die:)
başkalarında da varmış mutlu oldum:D

teyze konsepti zaten yeterince ürkütücü üstüne çatal ses bilmişlik ve boya sarışınlık eklenince sinirlerimizin kabarışı için bizi kimse suçlayamaz:P

ipek dedi ki...

o tip herkes icin gecerli bir tiptir ama beni en çok delirten tarafi hic birseyi bilmeden, cok biliomus gibi konusmaları. ve bu teyzelerin nedense hep ogullari olur, hic bu tipte kizi olan bir teyze gormedim. :)

yazilarini severek okuorm.. kissesss

fıtfıt:) dedi ki...

hahaha çok dooru didin, bi de oğullarına düşkünlükleri ve onları ilah gibi görüşleriyle de ayrı zıvanadan çıkarırlar:)

tenk yu ipekciiim:) birilerinin blogumu severek takip etmesi baya süper bişi benim için:)